Avrupa Birliği’nin Gazze Soykırımı Politikası: Josep Borrell ve Ursula von der Leyen Üzerinden Bir Okuma
- Kemal İnat
- 1 Mar 2024
- 3 dakikada okunur
AB, ABD’den sonra İsrail’in Gazze halkına uyguladığı soykırımı en çok destekleyen ve mümkün kılan ikinci önemli aktör olarak karşımıza çıkıyor. İsrail’e yapılan ekonomik ve askeri yardımlardan ve Gazze’yi hedef alan saldırılara dair destek açıklamalarından bu desteğin boyutları anlaşılıyor. Ancak AB’nin Gazze politikasının yekpare bir İsrail destekçisi politika olduğunu ileri sürmek de yanlış olur.
Gazze’de dört aya yakın süredir İsrail tarafından bir soykırım gerçekleştirilirken dünyada hiç kimsenin kameralar önünde yaşanan bu soykırımı engellemeye yetecek gücünün olmadığı görülüyor. İsrail saldırılarına karşı çıkan ülkelerin sayısı, ona destek veren ülkelerin sayısından çok daha fazla kuşkusuz ama karşı çıkanların kararlılığı ve cesaretinin soykırıma destek verenlerin kararlılığı kadar olmadığı anlaşılıyor. Avrupa Birliği, ABD’den sonra İsrail’in Gazze halkına karşı uyguladığı soykırımı en fazla destekleyen ve mümkün kılan ikinci önemli aktör olarak karşımıza çıkıyor. İsrail’e yapılan ekonomik ve askeri yardımlardan, BM’deki oylamalarda kullanılan İsrail yanlısı oylardan ve Gazze’yi hedef alan saldırılara dair destek açıklamalarından bu desteğin boyutları anlaşılıyor. Ancak AB’nin Gazze politikasının yekpare bir İsrail destekçisi politika olduğunu ileri sürmek de yanlış olacaktır. İspanya, İrlanda ve Belçika gibi bazı AB ülkelerinin liderlerinin İsrail’in Gazze halkına yönelik katliamlarını eleştiren açıklamaları olduğu gibi Dış ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell gibi bazı AB yetkililerinin de İsrail’in katliam politikasına karşı giderek daha ağır suçlamalarda bulunup ateşkes çağrısı yaptığı görüldü. Buna karşılık Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen gibi isimler, baştan beri “AB, İsrail’in yanındadır” açıklamasının arkasında duran ve İsrail saldırganlığını destekleyen bir politika izlediler.
İsrail’in Gazze’ye yönelik katliamlarının başladığı ilk günlerde bile İsrail’in Gazze’ye karşı uyguladığı topyekun ablukanın uluslararası hukuka aykırı olduğunu dile getiren Borrell, bazı Avrupalı siyasetçilerin Filistin’e yapılan yardımların kesilmesi yönündeki açıklamalarına da karşı çıkmıştır. Borrell aynı açıklamasında, İsrail’in kendisini savunma hakkı olduğunu ancak bunu uluslararası hukuka uygun şekilde yapması gerektiğini ve İsrail hükümetinin bazı kararlarının buna aykırı olduğunu da ifade etmiştir. Bu açıklamadan yaklaşık iki hafta sonra İsrail saldırılarına verilecek “insani aranın” kuşatılmış bölgelerdeki insanlara yardım ulaştırılması için en önemli konu olduğunu vurgulamıştır. Von der Leyen dahil pek çok Avrupalı politikacının insani ara ya da ateşkesten bahsetmeye cesaret edemediği ve konuyla ilgili açıklamalarda sadece İsrail’in kendini savunma hakkı nakaratını tekrarlayıp onun tarafından gerçekleştirilen katliamları eleştirmekten imtina ettiği bir dönemde, Borrell’in bu açıklamaları, kuşkusuz İsrail yönetimini ve onun arkasındaki Batı dünyasını sarsmış, Siyonist ağı ciddi şekilde rahatsız etmiştir.
Borrell, katliamın ilerleyen dönemlerinde “Ukrayna'da uluslararası hukuka başvururken, bunu Gazze'de göz ardı edemeyiz” ifadesiyle Gazze konusunda Batı’nın çifte standart uygulamaması uyarısında bulunurken, uluslararası toplumun İsrail-Filistin sorununa çözüm bulma konusunda başarısız olduğunu, bu başarısızlığı Güvenlik Konseyi’nin oy birliğiyle alacağı iki devletli çözüme dair bir kararla telafi edebileceğini de ifade etmiştir. İsrail tarafından gerçekleştirilen soykırımın boyutunun büyüdüğü son haftalarda ise Borrell gerek İsrail’e gerekse ona yoğun destek veren ABD’ye yönelik eleştirilerini artırmıştır. 12 Şubat’ta yaptığı bir açıklamada, Gazze’de çok insanın ölmesinden rahatsızlığını dile getiren Amerikan Başkanı Biden’ı “Eğer çok fazla insanın öldürüldüğüne inanıyorsanız, belki de bu kadar çok insanın öldürülmesini önlemek için daha az silah sağlamalısınız” ifadeleriyle suçlamıştır.
Borrell’in aksine Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, gerek destek amacıyla İsrail’e yaptığı ziyaret sırasında gerekse sonrasında yaptığı açıklamalarda İsrail’in katliamlarını eleştirmeden bu ülkeye koşulsuz destek açıklamaları yapmıştır. Bu tavrı nedeniyle aralarında AB çalışanlarının da bulunduğu Avrupa’nın sağduyulu çevreleri tarafından eleştirilmiştir. 800’den fazla AB çalışanı ve diplomatı, von der Leyen’e yazdıkları bir mektupta, “Sizleri (von der Leyen) tüm Birliğin liderleriyle birlikte ateşkes ve sivil yaşamın korunması için çağrı yapmaya çağırıyoruz. Bu, AB varlığının özüdür” diyerek, “AB'nin tüm güvenilirliğini kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu” uyarısında bulunmuştur. Avrupa Parlamentosu’nun sosyalist üyelerinden Clare Daly, aşırı İsrail yanlısı tutumu nedeniyle von der Leyen’i “Frau Genocide” (Bayan Soykırım) olarak isimlendirmiş ve İsrail’i savunmak için AB üyelerine baskı yapmakla suçlamıştır.