Netanyahu’nun Nihai Hedefi
- Kemal İnat
- 1 May 2024
- 2 dakikada okunur
Netanyahu ve diğer Siyonistler, İran’ın doğrudan İsrail’e saldırmasını sağlasalar da ABD ile İran arasında bir savaş çıkarma hedeflerine ulaşamadılar. Ancak bu hedeflerinden vazgeçmeyecekleri ve bundan sonra da başka provokasyonlarla İran’ı ve ABD’yi savaşın içine çekmeye çalışacakları söylenebilir. Bunun için hangi yollara başvuracaklarını ise zaman gösterecek.
İkisi de soykırım suçlusu olan Netanyahu ile Hitler arasındaki en temel fark, Hitler’in hedeflerine ulaşmak için Almanya’nın gücünü kullanmasına karşılık Netanyahu’nun Siyonizm’in hedeflerine ABD’nin gücünü kullanarak ulaşmaya çalışmasıdır. Netanyahu açısından bu yolu mümkün kılan şey ise ABD’nin en az İsrail kadar Siyonizmin kalesi olmasıdır. Fakat Siyonizmin hedeflerine ulaşması için Gazze halkına karşı bütün dünyanın gözleri önünde işlenen soykırıma bile destek veren Amerikan yönetiminin izlediği bu politika, kendi hedefleri ve Amerikan halkının çıkarları ile ne kadar uyumludur? Bu sorudan önce Netanyahu’nun 200 günü aşkın süredir Gazze halkına karşı katliamlarını gerçekleştirirken hangi hedeflere sahip olduğu ve bu hedeflerin hangilerine ulaştığı sorularına cevap arayalım.
Mümkün Olduğunca Çok Filistinli Öldürmek ve Gazze’yi Yaşanılamaz Kılmak
Netanyahu hükümetinin öncelikli hedefi Gazze’yi yerle bir edip 7 Ekim’deki HAMAS saldırısında hayatını kaybettiği açıklanan İsrail vatandaşlarının onlarca katı Filistinliyi öldürmekti. Bu şekilde 7 Ekim’in intikamını almak, İsrail halkına yaşadıkları o travmayı unutturmak ve İsrail’in yenilmezliği mitini yeniden inşa etmek istiyordu. Bugüne kadar 7 Ekim saldırısında öldüğü açıklanan İsrailli sayısının 30 katından fazla Filistinliyi öldüren Netanyahu yönetimi bu birinci hedefine ulaşmış görünüyor. Uluslararası siyasal sistemin mevcut yapısı, ABD ve Avrupa ülkelerinin çoğunun verdiği destek ve onları dengeleyebilecek aktörlerin Filistin halkına sahip çıkma konusundaki isteksizliği, İsrail’in bu hedefe ulaşmasını kolaylaştırdı. Saldırıların Gazze halkına yaşattığı acıların özellikle sansürlenemeyen ya da az sansürlenen sosyal medya ve TRT, Anadolu Ajansı ve El Cezire gibi bağımsız çalışabilen bazı klasik medya kuruluşları yoluyla dünya halklarının gündemine taşınması, soykırımı gerçekleştiren İsrail’e ve ona destek veren ülkelere karşı ciddi bir tepkinin oluşmasına yol açtı. Ancak özellikle Batılı ülkelerde yapılan gösteriler, bu ülke yönetimlerinin soykırıma verdiği desteği sona erdirmelerini sağlamadı. Yani ne kadar çok Filistinlinin öldürüldüğü Siyonistler için önemli (ne kadar çok olursa o kadar iyi), başta Batılı ülkeler olmak üzere küresel güçlerin yönetimleri için çok önemli değil (içeride sistemi sarsacak büyüklükte protesto gösterilerine yol açmadığı sürece), dünya halklarının büyük bölümü için ise kabul edilebilir değil; fakat onların karşı çıkmasının şu ana kadar soykırımın önlenmesi konusunda bir faydası olmadı.