Şubat’la birlikte Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının yıl dönümü de gelmiş oldu. 24 Şubat’ta savaşın birinci yılı dolmuş olacak. Rusya, Ukrayna topraklarının bir kısmını işgal etmiş ve bu toprakların bir kısmını ilhak etmiş olsa da Ukrayna ordusunun direnişi her geçen gün artıyor ve bu da savaşı Moskova’nın hesaba katmadığı düzeyde uzatıyor. Ukrayna ordusunun direnişinin güçlenmesinde ve savaşın uzamasında Almanya’nın da payı var kuşkusuz. Zira Almanya, Ukrayna’ya en fazla silah desteği veren ülkelerin başında geldiği gibi aynı zamanda Rusya’ya karşı yaptırımlarda da en etkili ülkelerden biri olarak göze çarpıyor. Yine bu süreçte Ukrayna’ya Avrupa Birliği'ne adaylık statüsü verilmesinde de Berlin’in önemli bir rol oynadığının altını çizmek gerekir. Almanya aynı zamanda 1 milyonun üzerinde Ukraynalı mülteciye ev sahipliği yaparak savaştan kaçan Ukraynalılara kucak açan ülkelerin başında geliyor.
Bütün bunlara rağmen Almanya, Ukrayna’ya yardım konusunda en fazla eleştirilen ülkelerden biri olmaya da devam ediyor. En son Leopard tanklarının Ukrayna’ya teslim edilmesi meselesinde de Berlin’deki federal hükümetin başkanı Şansölye Olaf Scholz ağır eleştirilere maruz kalmıştı. Bu eleştirilerin ardından Scholz, Ukrayna’ya Alman Leopard 2 tanklarının verilmesini onaylamak zorunda kaldı. Eleştirilerin nereden geldiğine bakıldığında ise geniş bir koalisyon görülüyor. Amerikan yönetimi de Alman başbakanı eleştirenler arasında yer alıyor, Polonya ve Litvanya gibi AB üyesi ülkeler de Ukrayna yönetimi de. Hatta Scholz’un başında olduğu federal hükümetin küçük ortakları Yeşiller ve FDP (Freie Demokratische Partei-Hür Demokrat Parti) de onu en fazla eleştirenlerin arasında yer alıyorlar.
Koalisyon ortakları arasındaki bu anlaşmazlık, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın Almanya’ya etkisi konuşulurken değinilmesi gereken ilk konu aslında. Koalisyon hükümetinin büyük ortağı SPD (Sozialdemokratische Partei Deutschlands-Almanya Sosyal Demokrat Partisi) savaşın başından beri Rusya ile doğrudan karşı karşıya gelmekten kaçınan temkinli bir politika izlemeye çalışırken, koalisyonun küçük ortakları Yeşiller ve FDP ile bir dizi Avrupa ülkesi Almanya’nın, Avrupa’nın Rusya’ya karşı mücadelesinde liderlik rolü üstlenmesini istediler. Bu mücadelenin NATO ayağında liderlik rolünü üstlenen ABD de Almanya’nın daha fazla öne çıkmasını ve Avrupa’ya liderlik yapmasını istiyor. Buna karşılık Şansölye Scholz ve partisi SPD ise tam da bu liderlik rolünün Almanya’yı Rusya gibi tehlikeli bir ülkeyle karşı karşıya getirmesinden endişe ediyor ve mümkün olduğunca kenarda durmayı, çok gerektiğinde ise arkadan gelmeyi tercih ediyordu. Ancak gelinen noktada artık Almanya Ukrayna’ya Gepard uçaksavar tankları, obüs topları, çok namlulu roketatarlar ve IRIS-T hava savunma sistemi dahil olmak üzere birçok gelişmiş silah platformunu teslim eden ve dünyanın en etkili tankları arasında sayılan Leopard 2 A6 tanklarını da vereceğini açıklayan bir ülke konumuna geldi.
Devamını okuyun...